Hidrokarbon ve Karbohidrat Arasındaki Fark Nedir?

Hidrokarbonlar ve karbohidratlar, kulağa benzer telaffuzlar gibi gelse de birbirinden tamamen farklı olan organik biyokimyasal bileşiklerdir. Hidrokarbonlar yalnızca karbon (C) ve hidrojenden (H) oluşan bileşiklerdir. Yapılarında başka bir element bulunmaz. En küçük hidrokarbon bataklık gazı olarak bilinen metan gazıdır. İşlenmiş petrol ürünlerinden oktan, motorlu araç yakıtı olarak kullanılan benzinin bir bileşenidir. Daha doğrusu, benzinde bulunan hekzadekan gibi yüksek karbon sayılı moleküller petrole uygulanan özel bir rafinasyon işlemiyle oktan bileşiklerine ayrılır. Böylece benzinin ve dolayısı ile petrolün verimliliği artar. Özetle hidrokarbonlar endüstriyel amaçla kullanılan ve genelde ısı enerjisi üretimi veya üretilen ısı enerjisinin hareket enerjisi amacıyla kullanıldığı bileşiklerdir.

Karbohidratlar ise C, H ve oksijenden (O) oluşan bileşiklerdir. En küçükleri üç karbonlu karbonil grubu olarak aldehit taşıyan gliseraldehit ve karbonil grubu olarak keton taşıyan dihidroksiasetondur. En çok bilinen altı karbonlu karbohidratlar glukoz, fruktozdur, mannoz ve galaktozdur. Bunlar birbirleriyle farklı şekillerle birleşerek sakkaroz, laktoz gibi disakkaritleri ve polimerleri olan nişasta, glikojen, sellüloz, kitin gibi bileşikleri oluştururlar. Organizmalar metabolizmalarında enerji elde etmek için karbohidratları kullanırlar.

Hidrokarbonlar milyonlarca yıl öncesinde yaşayıp, iklim ve fiziki dünya koşullarının ani olarak değişmesi sonucunda ölen ve toprak altındaki yer yüzüne yakın katmanlarda sıkışıp kalan devasal bitkiler ve hayvansal organizmaların artık ürünleri sonucunda oluşurken; karbohidratlar, bitkilerin güneş ışınlarını fotosentezde kullanıp oksijenle birleştirmeleri sonucunda oluşur.

İki bileşik de yakıt kaynağıdır, ancak hidrokarbonlar insanlar tarafından ısı, ışık, hareket enerjisi elde etmek amaçlı olarak kullanılırken, karbohidratlar canlılar tarafından enerji depo ve taşınım şekli olarak kullanılır ve hücre mitokondrilerinde ATP (adenozin trifosfat) molekülüne aktarımı yapılarak gerekli hücresel enerji reaksiyonlarında kullanılır.

Sanal Gerçeklik Cihazları ve Fiyatları

Sanal gerçeklik (virtual reality-VR) cihazları 1960’lı yıllarda icat edilen, ancak şu anki görünümlerinden ve işlevlerinden oldukça farklı olan cihazlardı. Sensorama denilen cihaz, insanların bütün duyularına hitap edebilecek şekilde tasarlanmış ve bir sandalye ve dolap görünümlü bir kabinden ibaretti. Daha çok kişisel tiyatro gösterisi izlemeye benzer bir mantıkla tasarlanmıştı. Daha sonra, kafaya takılıp basit ama derinlik algısı oluşturup görsel olarak izlenebilen oyun konsolları tasarlandı. Ancak o devirlerde yeterince ilgi görmediği için piyasadan kaldırıldı.

Günümüzde VR cihazlar gelişen bilgisayar teknolojisi sayesinde özellikle video oyunları için kullanılıyor. Diğer kullanıldığı alanlar arasında pilot eğitim simülasyonu, operatör doktor eğitimi, görsel eğitime dayalı robotik teknolojiler, video ve film deneyimi sayılabilir.

VR cihazlarda kullanılan materyallerin kaliteli, hafif ve kullanıcıları yormayacak şekilde konforlu olmaları, alıcılar tarafından daha gerçekçi deneyimlerin yaşanması açısından önemli özelliklerdir. Bu özellikler yanında ayrıca mercek kalitesi, piksel yoğunluğu, video işleme sırasında yaşanan gecikmeler de cihazın pazarlanması aşamasında ayırt edici özellikler olarak karşımıza çıkmaktadır. VR cihazların fiyatını kullanılan malzemedeki kalite ve marka adı dışında, bunlardan daha yüksek oranda yetenekli yazılımcılar tarafından geliştirilen yazılımlar da etkiliyor. Bu da, haliyle bu cihazların (ülkemizdeki kur farkını bir tarafa bıraksak dahi) satış fiyatlarını etkiliyor.

Birçok şirket ve kickstarter (yaratıcı ve yenilikçi projeler için fon toplayan bir platform) projeleri VR üretimi ve satışı konusunda rekabet içine girmiş durumdalar. Aynı durum video oyunu üreticileri için de geçerli. Çünkü, onlar da VR cihazlarına oyunlarını adapte ederek, bu alanda deneyim yaşamak isteyen hevesli oyuncuların kullanımına sunmak istiyorlar. Yine film yapımcıları da bu ortama filmleri adapte edip filmseverlerin beğenisine sunuyorlar.

VR destekli yazılımlar ve diğer multimedya içerikler yaygınlaştıkça, aynı oranda piyasaya arz edilen VR cihaz sayısında da artış görülmesi ve fiyatlarının düşmesi gelecek yıllarda mümkün görünüyor.

Yararlandığım Kaynaklar Listesi (Erişim tarihi: 24.03.2019)

Sanal Gerçeklik Cihazları ve Fiyatları

Sanal gerçeklik (virtual reality-VR) cihazları 1960’lı yıllarda icat edilen, ancak şu anki görünümlerinden ve işlevlerinden oldukça farklı olan cihazlardı. Sensorama denilen cihaz, insanların bütün duyularına hitap edebilecek şekilde tasarlanmış ve bir sandalye ve dolap görünümlü bir kabinden ibaretti. Daha çok kişisel tiyatro gösterisi izlemeye benzer bir mantıkla tasarlanmıştı. Daha sonra, kafaya takılıp basit ama derinlik algısı oluşturup görsel olarak izlenebilen oyun konsolları tasarlandı. Ancak o devirlerde yeterince ilgi görmediği için piyasadan kaldırıldı.

Günümüzde VR cihazlar gelişen bilgisayar teknolojisi sayesinde özellikle video oyunları için kullanılıyor. Diğer kullanıldığı alanlar arasında pilot eğitim simülasyonu, operatör doktor eğitimi, görsel eğitime dayalı robotik teknolojiler, video ve film deneyimi sayılabilir.

VR cihazlarda kullanılan materyallerin kaliteli, hafif ve kullanıcıları yormayacak şekilde konforlu olmaları, alıcılar tarafından daha gerçekçi deneyimlerin yaşanması açısından önemli özelliklerdir. Bu özellikler yanında ayrıca mercek kalitesi, piksel yoğunluğu, video işleme sırasında yaşanan gecikmeler de cihazın pazarlanması aşamasında ayırt edici özellikler olarak karşımıza çıkmaktadır. VR cihazların fiyatını kullanılan malzemedeki kalite ve marka adı dışında, bunlardan daha yüksek oranda yetenekli yazılımcılar tarafından geliştirilen yazılımlar da etkiliyor. Bu da, haliyle bu cihazların (ülkemizdeki kur farkını bir tarafa bıraksak dahi) satış fiyatlarını etkiliyor.

Birçok şirket ve kickstarter (yaratıcı ve yenilikçi projeler için fon toplayan bir platform) projeleri VR üretimi ve satışı konusunda rekabet içine girmiş durumdalar. Aynı durum video oyunu üreticileri için de geçerli. Çünkü, onlar da VR cihazlarına oyunlarını adapte ederek, bu alanda deneyim yaşamak isteyen hevesli oyuncuların kullanımına sunmak istiyorlar. Yine film yapımcıları da bu ortama filmleri adapte edip filmseverlerin beğenisine sunuyorlar.

VR destekli yazılımlar ve diğer multimedya içerikler yaygınlaştıkça, aynı oranda piyasaya arz edilen VR cihaz sayısında da artış görülmesi ve fiyatlarının düşmesi gelecek yıllarda mümkün görünüyor.

Yararlandığım Kaynaklar Listesi (Erişim tarihi: 24.03.2019)

Örümcek Ağı Neden Güçlüdür?

Örümcekler birçok insan için görünüşleriyle korku kaynağıdır. Ormanlarda, mağaralarda yaşayan, şehir içinde ve hatta evlerimizde yaşam alanımızı paylaştığımız bu canlılar avlanmak için büyük bir enerji harcayarak ağ yaparlar. Ağ, örümcekler için avlanma ihtiyacını karşıladığı kadar, aynı zamanda bir barınaktır. Görünüşleri veya zehirli olabilecekleri gerekçesiyle belki de en büyük fobimiz haline gelen bu yaratıklar, hoşlanmadığımız böcekler gibi başka küçük canlıların da baş düşmanıdır.

Avlanma sahası veya bir barınaktan beklentiniz nedir? Tabi ki sağlam, güvenilir, avımızdan her an haberimiz olacak şekilde donatılmış olması. Örümcek ağında da bu özelliklerin fazlasıyla mevcut olduğunu görüyoruz. Bu yapının sağlamlığı ve güvenilirliği örümcek ipeği olarak adlandırılan protein yapısındaki bir maddenin özelliklerine dayanıyor. Ağın halkasal örme tekniğinin yanında, yapısal olarak esnek ve güçlü bir karakteristiğe sahip olan örümcek ipeği, bir av ağa takıldığında avın neden olduğu titreşimleri anında örümceğe iletiyor. Böylece kuytu köşesine saklanmış olan örümcek avını bir güzel yiyor, ya da yine ağını kullanarak sarıp sarmalıyor ve sonradan tüketmek üzere barınağının bir köşesine asıyor. Ayrıca, örümcek ağı avın yapışıp kalmasını sağlıyor. Av kurtulmaya uğraştıkça daha fazla yapışıyor. Bilim insanları tarafından yapılan çok ilginç bir keşfe göre, ağın bir kısmı yırtılsa da geri kalan yapının dayanıklılığı ve sabitliği artıyor. Son derece etkili ve güvenilir bir avlanma tekniği değil mi…

İnsanlar örümcek ağlarından veya yapay olarak laboratuvar koşullarında ağda kullanılan protein yapıtaşlarını yeniden sentezleyerek ilaç sanayi, hücre iskelet desteği, yara iyileşmesi, tekstil, nano ipliklerin üretimi, çelik yelek yapımı vb pek çok alanda kullanmaktadırlar. Bu ürünleri insan yararına kullanmak, örümcek ipeğinin küçük bir alanda doğadaki diğer yapı malzemelerinden daha etkili dayanımıyla ve esnekliğiyle mümkün olmuştur.

Yararlandığım Kaynaklar Listesi (Erişim tarihi: 24.03.2019):

Poşet (sallama) çaylar sağlığa zararlı mıdır?

Poşet çaylar, ya da bilinen diğer adıyla sallama çaylar toz çay demleme imkanı olmadığında, ya da farklı aromalara sahip olan bitki çayları içmek istediğimizde tercih ettiğimiz bir üründür. Özellikle iş yerlerinde kısa molalarda, okullarda teneffüs aralarında pratik olarak ambalajından çıkarıp kaynar suda hızlıca içmeye hazır hale getirilebilir.

Bilindiği üzere, çağımızın hastalıklarından obezite, diyabet, kanser, kalp-damar
rahatsızlıkları ve sindirim sistemi rahatsızlıkları beslenme alışkanlıklarımız yüzünden tetiklenebiliyor. Ayrıca bu hastalıklar birbirini de tetikleyebiliyor. Örneğin, hatalı beslenme alışkanlığı obeziteye, obezite diyabete veya kalp-damar hastalıklarına neden olabiliyor. Bu durum göz önüne alındığında, çokça tüketilen poşet çayların da sağlık üzerine zararlı olup olmadığı konusu önem kazanıyor.

Araştırmalarıma göre, ülkemizde bu konuyla alakalı akademik çalışmalar bulunmuyor. Ancak, pek çok gazete ve sosyal medya ortamlarında bu konu tartışılmış, poşet çay torbasının epiklorohidrin denilen, suda yırtılmayan bir maddeden yapıldığı ve kaynar suda bu maddenin bisfenol denilen kanserojen bir maddeye dönüştüğü sonucuna ulaşılmış. Bunun aksine, bu maddenin çay torbası olarak kullanımının, kaliteli markalar tarafından asla tercih edilmediği bunun yerine abaka denilen bir muz türünün liflerinin kullanıldığı da dile getirilmiştir.

Görüldüğü üzere, tartışmaların odak noktası poşet çay torbasıyla ilgilidir. Pratik olarak renk ve kendine özgü aroma veren bitkisel çayların güvenilirliği, poşetleri mühürlemek için kullanılan maddenin veya kullanılan ipin güvenilirliği üzerine araştırma bulunmamaktadır. Bilinen bir konu varsa o da, toz halindeki çayın daha küçük parçacıklar haline getirilip hijyenik koşullarda poşetlendiği, böylece kaynar suyun daha kısa zamanda daha fazla yüzeye temas ederek rengi ortaya çıkardığıdır. Ayrıca, normalde iki dakikada demlenen poşet çayların kişisel zevke göre farklı sürelerde bardakta tutulmasıyla aroma ve renk üzerinde etkisi bulunuyor.

Eğer bu konuda uzmansanız ya da en azından sağlık üzerine etkileri, bu ürünlerin üretim süreçleri, üretimde kullanılan materyaller hakkında bilginiz, duyumunuz varsa paylaşmanızı dört gözle bekliyorum.